






Kumkuat (Altın Portakal), ceviz büyüklüğünde, oval şekilli, parlak turuncu rengiyle narenciye ailesinin en küçük ama en şaşırtıcı üyesidir. Diğer tüm narenciyelerin aksine kabuğu tatlı, içi ise mayhoş/ekşi olan kumkuat, soyulmadan kabuğuyla birlikte bütün olarak yenen, ağızda patlayan egzotik, tatlı-ekşi aromasıyla unutulmaz bir lezzet deneyimi sunar.
Kumkuat, kabuğuyla birlikte tüketildiği için o kabukta bulunan tüm değerli esansiyel yağları, antioksidanları ve lifleri doğrudan vücuda kazandırır. Bu uçucu yağlar, sinir sistemini yatıştırıcı, doğal antidepresan (aromaterapik) etkilere sahiptir. Çok güçlü bir C vitamini ve bağışıklık bombasıdır; kış aylarında enfeksiyonlara karşı hızlı bir savunma mekanizması oluşturur. Zengin lifli yapısı sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler, kolesterolü dengelemeye yardımcı olur. Kalsiyum, demir ve potasyum açısından küçük boyutuna rağmen çok konsantre bir depodur; kemik sağlığını destekler, kan dolaşımını hızlandırır ve bedeni canlandırır.
Güzelce yıkandıktan sonra bütün olarak, kabuğuyla birlikte ağza atılıp çiğnenerek (içindeki minik çekirdekler çıkarılabilir) tatlı kabuğun ve ekşi suyun birleşimi taze taze yaşanır. Şeker ve suyla kaynatılarak yapılan kumkuat reçeli ve marmelatı, kahvaltılarda efsanevi, egzotik, parfümsü bir lezzet şölenidir. İkiye veya dörde bölünüp (çekirdekleri alınarak) Akdeniz salatalarına ekşi-tatlı asidik bir garnitür olarak katılır; fırında pişen ördek, hindi veya tavuk yemeklerinin yanına karamelize olması için bütün halinde eklendiğinde yemeği lüks bir seviyeye taşır.
Kumkuat, kabuğundaki tatlılık ve içindeki mayhoşlukla ağzınızda ferah bir lezzet patlaması yaratır. Kabuğuyla yenilen bu tatlı-ekşi narenciye mucizesini denemek için taze kumkuat siparişlerinizi sosyal medya hesaplarımızdan oluşturabilirsiniz.