






Kuru soğan, altın sarısı-kahverengi, katmanlı kağıtmsı kabuğunun altında beyaz, sıkı, keskin kokulu ve kat kat etli bir yapı barındıran, dünya mutfaklarının tartışmasız bir numaralı ana malzemesidir. Çiğken acı ve göz yaşartıcı bir keskinliğe sahip olan soğan, ısıyla buluştuğunda içindeki doğal şekerler karamelize olur ve yemeklere tatlı, inanılmaz derin bir aroma katar.
Kuru soğan, içerdiği sülfürlü bileşikler sayesinde doğanın en güçlü doğal antibiyotiklerinden ve kan sulandırıcılarından biridir; kan pıhtılaşmasını engeller, tansiyonu düşürür ve kalp krizine karşı korur. Mucizevi antioksidan "quercetin" (kuersetin) açısından bir hazinedir; alerjik reaksiyonları azaltır, akciğer fonksiyonlarını iyileştirir ve bağışıklık sistemini virüslere karşı zırhlandırır. Zengin krom minerali içeriği sayesinde kan şekerini dengelemeye yardımcı olarak diyabet kontrolüne destek olur. Doğal prebiyotik inülin içerir; bağırsak florasındaki dost bakterileri besleyerek sindirim sistemini onarır. Düzenli tüketimi, soğuk algınlığı ve öksürük şikayetlerini hafifletir.
Mutfaktaki kullanımı sonsuzdur. Çiğ olarak incecik piyazlık doğranıp sumak, maydanoz ve limonla yoğrularak et/kebap yemeklerinin efsanevi eşlikçisi (soğan piyazı) olur. İnce kıyılıp zeytinyağında veya tereyağında kavrulduğunda (pembeleştiğinde), neredeyse tüm tencere yemeklerinin, çorbaların, pilavların ve sosların sarsılmaz lezzet tabanını oluşturur. Fırın tepsilerinde tavuk veya balığın etrafına büyük dilimler halinde dizilip karamelize edildiğinde yemeğin tüm tadını içine çeker. Halka halka kesilip kızartıldığında çıtır soğan halkalarına dönüşür.
Kuru soğan, girdiği her yemeğin ruhu, bedenin doğal antibiyotiği olan mutfakların temel direğidir. Her yemeğin gizli kahramanı olan birinci kalite kuru soğan stoklarınızı yenilemek için hızlı sipariş butonumuzu kullanabilirsiniz.